Pastorize Süt mü Açık Süt mü ?

Son zamanlarda televizyonlarımızda saçma sapan bir reklamla karşı karşıyayız. Efendim neymişte çocuğumuza partorize edilmemiş süt içirirsek mikroplar bakteriler falan filanlar çocuğumuzun sağlığını etkilermiş. Sağlığını düşünen anneler çocuğuna pastorize süt içirirlermiş. Sonra partorize sütler çok güzel sütlermiş. kaynatınca ölen faydalı vitaminler her ne hikmetse kaynatmadan kat be kat sıcak olan partorize işleminde ölmüyormuşta.

Üstelik bu reklamı bir bakanlık veriyor. Ve üstelik reklamı sempatik bir sanatçımız oynamış.

Öncelikle meseleye şu açıdan bakalım. Çiftçi sütü açık satmak yerine pastorze eden şirketlere verse ne kaybeder. Bunu anlamak için inek beslemenin ne demek olduğunu bilmek lazım. Ama ben yinede dilim döndüğünce açıklamak istiyorum. Bir ineği beslemek köy hayatını bilmeyen insanların zannettiği gibi çayıra çıkart yayılsın akşam gelsin sütünü sağ gibi kolay bir iş değil.  Belki şöyle ifade etsem hiçte abartılı olmaz. Bir ineğe bakmak bir çocuğa bakmak kadar zordur. Altını temizlersiniz, hasta olduğu geceler başında nöbet beklersiniz, onun dertlerini dinlersiniz, isteklerni karşılarsınız vs.. vs.. Üstelik bir ineğin hastalanması çocuğunki gibi olmaz. İneği veterinere götüremediğiniz için veterineri ineğin ayağına getirmek lazım ki ilaç masraflarını da içine katarsanız bu oldukça masraflıdır. Kısacası gözünüz gibi bakmalısınızki verim alasınız.

Şimdi birlikte bir hesap yapalım. Ben ilkokuldayken (90-96ı yılları) iki ineği olan bir aile geçimini sağlayabiliyordu. Oysa bu gün 5-6 ineği olan bile geçimini sağlamakta güçlük çekiyor. Siz olsanız geçiminizi bile sağlamakta güçlük çekerken gözünüz gibi baktığınız ineğinizin sütünü şirketlere mi verirdiniz yoksa komşularınıza yada diğer bir tabirle sokakta mı satardınız. Ama cevap vermeden önce bir bilgi daha vereyim. Eğer şirketler verirseniz lirtesi 45kr ama diğer şekilde satarsanız litresi 1 lira. Evet şimdi cevap verin. N’apardınız ? Elbette şirketlere vermezdiniz.

Burdan şunu da anlıyoruz ki köylüyü sütünü şirketlere satmaya zorlayanlar köylüyü sömürmeye çalışanlardır. Bu tür bir emperyal sistemi oturtmaya çaılaşnalarda nasıl bir vijdan vardır onu da sorgulamak lazım.

Bir de meselenin şu boyutu varki, reklamlarda empoze edildiği gibi pastorize süt sağlıklı açık süt sağlıksız diye bir söylemde bulunmak cahilliğin daniskasıdır. Eğer bilir bir ağızdan birşeyler duymak istiyorsanız aşağıdaki iki önemli haber ajansının haberlerinden alıntıları okuyun.

Bir haber:

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi. Hangi sütü içelim? Sütü nasıl tüketmeliyiz? İşte cevapları

Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT’nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.
Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ”Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor” görüşünü dile getirdi.
Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ”Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır” diye konuştu.
Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ”otoimmün-kendi dokularını tahrip edici” hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.
Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ”Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler” dedi. Kaynak: AA

Bir haber daha:

Trakya Bölgesi Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Karaman , son zamanlarda UHT süt konusunda bazı televizyon kanallarında yayınlanan reklam kampanyalarını eleştirerek, bu reklamların süt tüketicilerini yanlış yönlendirdiğini ve süt üreticilerini olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Karaman `Özellikle bir sanatçının `çiğ süt çok sağlıksız, aksine UHT tekniği ile satılan sütler çok sağlıklıdır` şeklindeki sözleri bilimsel açıdan yanlış ve halk sağlığı açısından ise kabul edilemez niteliktedir` dedi. (CİHAN)

Not: Aynı haber ajanslarının pastorize sütü öven haberlerini bulmakta mümkün.

Bu ülkede geçimini sadece süt satmakla sağlayan ailelerin olduğunu unutmasak iyi olmaz mı? Ülkemizde çeşitli kapital taktiklerle annelerin annelik duygularını sömürerek reklam yapan paket süt satıcıları kendi cepleri kadar birazcıkta köylüleri düşünse olmaz mı ?

Hem şunu anlamakta güçlük çekiyorum. Büyük şirketlerin alayhinde olan birşeyler olduğunda yada onlara karşı haksız bir durum olduğunda neden mahkemeler halklar ayağa kalkıyor gürültü gırla gidiyorda mesele köylü olunca hiç bir yerde bahsi geçmiyor?

Kıssadan Hisse: Düşenin dostu olmaz.